13 Mart 2008 Perşembe

PELİNLE BAHAR SOHBETLERİ

Altıkırkbeş, telefonun hatırlatma zili çalıyor zır zır, amaaan şimdi kim kalkacak, tatlı tatlı uyurken, yumoş yumoş kızıma sarılıp yatmak varken, kalk giyin, onu uyandır..biriki dakikalık bu zihin gelgiti yeter, haydi kalkma vakti, sonra geç kalırız-sanki nolursa geç kalınca, neye ve ne için geç kalınacak?
Ay parçam, beyaz papatyam , nasıl da tatlı uyuyor.Klasik hareket, bir kol, bir bacak benim üzerimde, aslında hep böyle kalsa, masum, tatlı, bana yakın-bencil anne düşünceleri bunlar da işte...
-Peluşkom, foni foniii, papatyam, günaydınım, nar çiçeğim..hadiiiii
Bizim kızın uykusu ağır, tam almadı mı uykuyu da zor kalkar zaten. Neyse ki kalktıktan sonra hareketlenme hızla oluyor, hatta öyle ki, sokağa çıktığımız anda, tüm kaldırım çizgilerinden, taşlardan atlaya zıplaya gidiyoruz. Bir de aynı apartman köşesinde, her sabah kenarına çıkıp üzerinden yürüdüğü ve sonra en ucunda heyecanla atladığı bir yükselti var ki, aman aman..Büyük iş başarıyor atlayınca, kendini yüksek atlama yapmış sporcu sanıyor...
Etrafta otlara, çiçeklere, ağaçlara ,öten kuşlara karşı çok uyanık, ayırdında her doğa hareketinin..Şimdilerde, bahar yaklaşıyor. Tek tük tomurcukları patlamış ve beyaz-pembe güzel güzel açmış bahar dalları insanı bir hoş yapıyor bakınca. Mavi mine çiçeklerini, ballıbabaları, üfleyince üstünden tüyler uçuşan çiçeği, ne gördüyse koparmak, bana vermek istiyor.
-Bak anne, ne güzeller, koparıp sana vereyim, nolurr
-Hayır ,Pelin, bırak toprakta kalsın, yaşamaya devam etsin, orada daha güzeller, hem sen koparınca hemen solacak, susuz kalacak..
-Olsun ,ben onu küçük bardağa su koyup, beslerim,bakarım.. “Aman tamam tamam” diyor sonra, anlıyor, çünkü daha önce koparıp eline alınca nasıl da solverdiğini hatırladı o narin çiçeklerin.
İkimizin de içi kıpır kıpır...
Bahar , yaşama sevincini canlandırıyor, yeni doğan günde insan, daha güzel şeyler anlatmak istiyor dostlarına, özlemler kabarıyor, hayaller kuruluyor, kimi çocuk hayaller, kimi büyük hayaller..
Piknikler yapacağız, çıplak ayak koşacağız, deniz kenarına gideceğiz bol bol..Çiroz’da yürüyüş yapacağız artık üşümeden, efil efil kıyafetlerle..
En çok bu kısmını seviyor Pelincim, az giyinmek, yazlık elbise giymek...
Takvimden akşamları ne kadar kaldı yaza diye bakıp bakıp duruyor...
Bu kadar zihin gevezeliği ve hayaller ve konuşmalar topu topu anneannesine gidene kadarki vakitte tabi..
Eh artık, benim servis vaktim geldi, onu teslim ediyorum ve bize ayrılan sürenin bu sabah da sonuna geliyoruz...

Hiç yorum yok: